ulucandiyaeddin @ gmail.com

Köklü bir tarihe dayanan Türkiye ve Çin arasındaki diplomatik ilişkiler, Çin'deki savaşlar ve hakimiyet mücadelelerinden dolayı bir süre kesintiye uğramış olsa da söz konusu diplomatik ilişkiler, 4 Ağustos 1971 tarihinde yeniden tesis edilmiştir.İki ülke arasındaki ilişkiler, genel olarak rekabetçi bir şekilde devam etmişse de uyumun ve işbirliğinin de nispeten hakim olduğu dönemler vardır.Çin'in 1979 yılında dışa açılma politikasını başlatmasıyla birlikte Türkiye ve Çin arasında üst düzey ziyaretler gerçekleşmeye başlamışsa da istikrarlı bir ilişki düzeyi kurulamamıştır.Ancak 2003 yılından itibaren Çin, Asya Pasifik Ülkeleri arasında Türkiye'nin en büyük ticari partneri olmuştur.İki ülke arasındaki ilişkiler de ticaret hacminin artmasına paralel bir şekilde hızlı bir ivme kazanmıştır.Türkiye ve Çin arasındaki ikili ilişkiler, 2009 yılından itibaren iyice gelişerek 2010 yılında stratejik işbirliği düzeyine yükseltilmiş ve iki ülke arasında ilişkiler hususunda hareketlilik artmıştır.Bundan dolayı Türkiye ve Çin'in aralarında artan ikili ilişki ağı nedeniyle birbirlerini daha fazla dikkate almaları gerekmektedir.Türkiye, Çin için Avrupa ve Balkanlar'a doğru bir çıkış kapısı ve Orta Doğu'da yer alan önemli bir ekonomik ortaktır.Çin ise Türkiye için ekonomik, güvenlik, siyasi ve sosyal bakımdan karşılıklı ikili ilişkilerin güçlendirilmesi gereken bir partnerdir.Türkiye, Asya ülkeleri ile ikili ilişkileri geliştirme bağlamında Çin'e ve Şanghay İşbirliği Örgütü'ne özel bir önem atfetmektedir.Bu vesileyle Çin de, Rusya ve diğer üye ülkelerin desteğiyle 6-7 Haziran 2012 tarihinde Pekin'de düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü Devlet Başkanları Zirvesi'nde oybirliğiyle Türkiye'yi Şanghay İşbirliği Örgütü Diyalog Ortaklığı'na kabul etmiştir.26 Nisan 2013 yılında ise Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütünün Diyalog Ortağı Statüsü Tanınmasına İlişkin Muhtıra imzalanmıştır.Bu muhtıra, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Örgütü arasında başta terörizmle mücadele, uyuşturcu kaçakçılığı ve bölgesel güvenlik konuları olmak üzere ekonomik, kültürel vs her alanda işbirliği ve birlikteliğin gelişerek arttırılmasını öngörmektedir.Türkiye ise bu vesileyle uluslararası ilişkiler noktasında her alanda ilişkilerini daha iyi bir seviyeye yükselterek ASEAN vs her türlü uluslararası kuruluşla ilişkilerini yoğunlaştırmayı amaçlamaktadır.Türkiye, uluslararası alanda Kıbrıs sorunu başta olmak üzere diğer uluslararası alanlarda da her zaman Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi olan Çin'in desteğini almaya çalışmıştır.Çin ise Türkiye'nin hassasiyet duyduğu konularda daha duyarlı ve titiz bir tavır almaya çalışmıştır.Türkiye ve Çin arasındaki diğer ilişkiler hususunda da konuşmak gerekirse;Çin'in Pekin şehrinde Yunus Emre Enstitüsü'nün bir şubesi bulunmaktadır.Türkiye'de ise dört tane üniversitede Konfüçyüs Enstitüsü şubeleri bulunmaktadır.Türkiye'de yer alan söz konusu enstitülerde Çince dersler verilmekte, Çin kültürüyle ilgili etkinlikler düzenlenmekte ve öğrenci değişimiyle ilgili fırsatlar sunulmaktadır.Aynı etkinlikler Çin'de de Türkiye'ye yönelik olarak düzenlenmektedir.Bu vesileyle Türkiye ve Çin arasındaki ilişkilerin ekonomi başta olmak üzere her alanda artarak devam etmesini temenni ederim.

Diyaeddin ULUCAN