1940’lı yıllardan bugüne başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde başarıyla uygulanan ve yaygın olarak kullanılan, Tamamlayıcı Tıp olarak bilinen Proloterapi Tedavisi uzun yıllar Türkiye’de aktif hale getirilmemiş. Fakat 2008 – 2009’dan sonra bu tedavi yöntemine dikkati çeken, yukarıya taşıyan, bakanlıkta yönetmeliklerini, önergelerini oluşturan ve bu tedavi yönteminin eğitimlerini veren başlangıç ve tek kişisi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) Uygulama Merkezi Kurucusu ve Başkanı Dr. Öğr. Üyesi İlker Solmaz ile Proloterapi Tedavisi hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

Proloterapi Nedir?

Sözlük olarak proloterapi tedavi; bedenimizde ki hasarlı dokuların tekrar yeniden canlandırılması, tazelenmesi böylelikle kas iskelet sistemi ağrı şikâyetlerinin tedavisi demektir. Proloterapi ağrı kesici değil tedavi edici bir yöntemdir.

Bu alan ile tanışma ve yoğunlaşma sürecini anlatır mısınız?

2008 yılında Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Hastanesi’nde anestezi ihtisasımı yaparken ağrı tedavisi ile ilgilenmeye başladım. Ameliyat sonrası ciddi ağrılarla uyanan hastaların değişik lokal anestezik kombinasyonlarıyla ağrılarını dindirmek benim için en önemli adım oldu. Özellikle kas-iskelet sistemi ağrılarında nedenden çok sonuca yönelik tedaviler yapıldığını gözlemledim. Yapmış olduğum araştırmaların neticesinde nedene yönelik tedavinin Proloterapi olduğunu tespit ettim. Bu yöntemin ABD’de yaygın olarak uygulandığını ve bu konuda eğitimler verdiğini duydum. Wisconsin Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jeffrey Peterson ve Özel Muayene hekimi Kent Pomeroy ile iletişime geçtim, eğitimine katıldım. Ardından Türkiye’de ilk defa bu yöntemi uygulamaya başladım. Yaklaşık 10 yıldır uygulamakta olduğum bu yöntemle binlerce hasta tedavi edip, onlarca doktor yetiştirdim. İki buçuk senedir kurucu başkanı olduğum SBA Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT Uygulama Merkezi’nde hasta kabul etmekteyim.

Kurslarınız devam ediyor mu?

Tabi ki devam ediyor. Sağlık Bakanlığı onaylı şu anda bu eğitimi veren tek hekim benim.

Bu tedavi yönteminden kimler faydalanabilir?

Kas-iskelet sistemi adını verdiğimiz baş bölgesinden başlayarak; migren, baş boyun ağrıları, boyun fıtıkları, çene ağrıları, çene kireçlenmeleri, omuz ağrıları, omuz yırtıkları, sırt ağrıları, bel ağrıları, sırt fıtıkları, bel fıtıkları, el ve el bileği, ayak ve ayak bileği kireçlenmeleri, kalça kireçlenmeleri, kalçadaki yırtıklar, diz kireçlenmesi, dizlerin de ki yırtıklarından şikâyeti olanlar Proloterapi tedavi yönteminden faydalanabilir.

Peki, kimler Proloterapi yönteminden faydalanamaz?

Geçirilmiş kanseri olan, iltihaplı romatizması olan hastalar bu tedavi yönteminden faydalanmaz. Başka tür geleneksel tamamlayıcı tıp yönteminden faydalanabilirler.

Bu tedavi yönteminden kalp, şeker ve tansiyon hastaları da faydalanabiliyor mu?

Bu yöntemden ameliyat kararı verilmiş ama rahatsızlıkları dolayısıyla ameliyat olamayan, ya da ameliyat olmuş ameliyattan çare bulamayan ya da ameliyat kararı verilmiş ameliyat olmadan önce son çıkış olarak bir tedavi arayan hastaların yöntemidir. Tabi ki tansiyon, şeker, ek hastalıklar önemli. Bunlar mutlaka regüle edilmesi, düzenlenmesi gerek. Tansiyon hastası tansiyon ilacını içecek, şeker hastası şeker ilacını içecek. Bu tür hastaların tedavisinde yasak diye bir şey yoktur. Tansiyon hastası da olur, şeker hastası da olur, kalp hastası da olur, kalp pili takan da olur, baypasda olabilir. Geniş bir yelpazesi vardır.  Hepsi faydalanabilir yan etkisi oldukça azdır.

Tedaviyi uygulamadan önce hasta ön araştırma ve tetkikten geçiyor mu?

Tabi ki. Önce bana geliyor. Hikâyesi, fiziki muayenesi, gerekirse kan tetkikleri, görüntüleme yöntemleri isteniyor ve bunlardan sonra bir aylık süreçte egzersiz yapması isteniyor. Bunun sonucunda da beden tedaviye hazır hale getirilip ardından da enjeksiyonlara başlanıyor.

Bu tedaviyi nasıl yapıyorsunuz?

Tedavi, hasarlı olan bölgelere enjektör iğneleri ile giriliyor. Farklı boyutlarda ki iğne uzunluklarında, o bölgelerde minimal bir hasar oluşturuluyor ve oraya şekerli serum veriliyor. Bu şekerli serum vücudun tamirci hücrelerini uyarıcı ve toplayıcı özelliktedir. Örneğin bir bala üşüşen sinekler gibi hasarlı olan yere şeker vermek suretiyle tamirci hücrelerin toplanmasını sağlıyoruz ve oradaki yıllanmış, hasarlanmış, travmaya uğramış dokunun tazelenmesini sağlıyoruz.

Uygulanan enjeksiyonda ne tür maddeler var?

Mikroptan arındırılmış steril şekerli serum.

Tedavi ne kadar süre devam ediyor?

Ayda bir kere, ortalama 4-6 kez uygulanıyor sonra 6 aylık kontrollere çağrılıyor. Tedavi ömür boyu kalıcı bir tedavidir geçici değildir.

En çok ne türağrılarından şikâyetçi olan hastalar geliyor?

Birinci sırada bel ağrısı rahatsızlığı yaşayan hastalar geliyor.  İkinci sırada diz ağrıları üçüncü sırada baş boyun omuz ağrıları ve dördüncü sırada da diğer ağrılar.

Baş ağrısı ve boyun ağrıları için nasıl bir tedavi uygulanıyor?

Bizde ki fiziki muayene totaldir, tümdendir. Ayak başparmağından boynunuza kadardır. Yani belde olan bir şikâyetsırta, sırtta olan bir şikâyet boyna ağrı olarak yansıyabilir. Çünkü ayak bileğinde ki yıllar önce olan bir burkulma sonucu dize, dizden kalçaya, kalçadan bele, belden sırta sırttan da boyuna ağrı olarak yansıyabilir.

Hamilelik ve doğum sonrası için bu tedavi yöntemi uygun mudur?

Doğum sonrası olan bel ağrılarında, özellikle emzirme dönemlerinde oluşan sırt boyun ağrılarında her hangi bir ilaç olmadığı için bu tedavi uygun ama hamilelikte diğer tedavi yöntemleri gibi ispatlanmış değildir uygulanmamasını tavsiye ederim.

Tedavi sürecinde hasta nelere dikkat etmeli?

Tedavi sırasında hasta uyumu çok önemlidir. Hastamızın mutlaka ve mutlaka egzersiz ve vermiş olduğumuz destek ürünlerini, kreminden kolojen tabletlerine kadar düzenli olarak uygulaması gerekir ki sonuç başarılı olsun. Kliniğimizde ki başarı oranı yüzde 90-95. Bunun olmasının en büyük nedeni de doğru hasta seçimi. Bunları uygulamayacak ve yasak durumlu olan hastaları kabul etmiyoruz. Hastalar ortalama üç dört seansta uyum gösterirlerse devam ediyoruz, göstermezlerse başka kliniklere yönlendiriyoruz.

Tedavi olabilmek için belli bir yaş aralığı var mı?

Yok. Dört yaşından doksan beş yaşına kadar olan hastam var.

Ağrı neden olur?

Kas iskelet sisteminde ki ağrıların sebebi özellikle bağların yıllar içinde hasarlanması, yorulması, aşırı kullanılması, posture dediğimiz duruş bozuklukları, kilo almalar ve vermeler, kalitesiz yaşam ve kalitesiz beslenmedir. Bunların hepsi bu bağ dokularına zararlıdır. Bu bağ dokularından çıkan ağrı lifleri mevcuttur ve bunlar hasarlı olan bölgelerde ağrı vermek suretiyle önce tutulma, kasılma suretiyle beynimize ağrı oluştururlar. Burada bir hasar var bunun bir tedavisi gerekiyor diye. Eğer siz burada ki ağrıyı tedavi etmek yerine keserseniz bu ağrı ilerler. Nestoroid dediğimiz kuvvetli ağrı kesiciler omurgayı birbirine bağlayan, yük taşımasını sağlayan hasarlı bağların daha da hasarlanmasına, yük taşıyamamasına dolayısıyla örneğin fıtığın daha da büyümesine neden olacaktır. Ağrı kesici ile tedavi değilsadece susturma şeklinde pansuman tedavileri yapılır. Ayrıca ağrı kesicilerin birçokyan etkisi de vardır. Bu yan etkiler böbrek ve karaciğer de özellikle büyük sıkıntılara yol açmaktadır. Hatta bazı teyzeler geldiklerinde kan tahlili baktığımızda böbreklerin iflas ettiğini görmekteyiz. Karaciğerlerin artık son haddine geldiğini görmekteyiz. Ağrı kesiciler gerektiğinde kullanılmalı, mutlaka kontrole tabi olmalı, hekim kontrolünde olmalı ve rastgele olmamalı.

Günümüzde teyzelerimiz, amcalarımız ağrı kesici almadan uyuyamaz, ağrı kesici almadan yürümez. Adam diyor ki, Cuma namazına gideceğim zamanlar ağrı kesici alsam diye benden izin istiyor. Bu durum ağrı kesiciye bağımlı olan yaşlı bir neslin olduğudur. Bunun yerine hasarı zamanında tedavi etmek, oradaki hasarlı dokuyu taze doku haline çevirmek çok daha etkili. Onun için Proloterapi yöntemi her bir ağrı kesici kullanan hastaların artık ağrı kesici kullanımını da iptal etmektedir. Çünkü tedavi olunca ağrıda ortadan kalkar.

En ufacık bir ağrıda birçoğumuz hemen ağrı kesici ilaçlara yöneliyoruz maalesef.

Ağrı kesmek vücudun alarm sistemini sıfırlamak, sessizleştirmek zararlı çünkü ağrı vücudumuzun bir koruma mekanizmasıdır. Ağrı varsa tedaviye ihtiyaç vardır.

Hasta hekim seçerken nelere dikkat etmeli?

Öncelikle Sağlık Bakanlığı’nın bu yöntem ile ilgili sertifikasını almış bir hekim olmalı. Yani her hekim bu tedaviyi yapar diye bir şey yok. Ben beyin cerrahlarına da ders veriyorum ortopedi, anestezi, fizik tedavi uzmanlarına da ders veriyorum hatta ve hatta uç olarak halk sağlığı, çocuk hastalıkları, hematoloji, göğüs cerrahı, göğüs hastalıkları, kalp-damar, genel cerrahi dâhiliye uzmanları da tüm Türkiye’den kurslarıma katılmakta.  Kursa katıldı belgesini mutlaka hastaların hekimlerde görmesi gerekiyor. Her hekim her şeyi yapamaz.

Okurlarımıza tavsiyeleriniz ne olur?

Bol sporlu sağlıklı günler diler ağrı kesicilerle ağrıyı susturmadan, ağrı daha ciddiye ulaşmadan, ameliyatlık pozisyona gelmeden bize gelmelerini ve bu şekilde kısa sürede tedavi olmalarını isterim.