MERVE KARTAL TANYELI: “KENDİMİZİ BULMA ARAYIŞINDA OLMAK HAYATIN EN ÖNEMLİ SÜREÇLERİNDEN BİR TANESİDİR”

Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Merve Kartal Tanyeli kimdir?

18.05.1991 Ankara doğumlu bir öğrenme meraklısıyım.Gelişmeye dair tutkum hep devam etti. Aldığım eğitimler her seferinde bana yeni eğitimler almam gerektiğini fark ettirdi. Sanırım kendini geliştirmek bir sürece sıkıştırılmayacak ve yaşam boyu benim için devam edecek bir süreç.

Psikolojik Danışman olmaya nasıl karar verdiniz? Bu süreci bize biraz anlatır mısınız?

Aslında buraya uzun uzun cümleler yazmaya gerek yok. Ben dünyaya insan ruhunu keşfetmek için gönderilmiş gibi hissediyorum.O yüzden bu mesleğe karar vermedim. Bu oluşumun içine doğmuş gibiyim.Örneğin; kendimi çevremdeki insanların yerine koyup, onları anlamaya çalışmak benim için hiçbir zaman çaba gerektiren bir eylem olmadı.

Birçok alanda başarılı bir şekilde danışmanlık hizmeti vererek insanlara yol gösteriyorsunuz. Bize biraz bu hizmetlerden bahseder misiniz?

Öğrenci, yetişkin, aile ve çift danışmanlıkları yapıyorum.Verdiğim hizmetlerin temelinde yatan felsefem bazen yaşam koşulları zorlayıcı olduğunda danışanlarıma samimiyetle eşlik etmek olduğu için hayatlarına dokunmam kolaylaşıyor. Öğrencilerim ile çoğunlukla akademik çalışmalara yoğunlaşıyorum. Bireysel, çift ve aile terapilerimde ise çözüm odaklı ekolden yararlanıyorum.

Danışmanlık hizmeti verdiğiniz alanlardan biri olan Aile danışmanlığını sizden dinlemek isteriz. Nedir Aile Danışmanı? Danışanlar hangi durumlarda size başvurmalıdır?

Carl Gustav Jung der ki; “Yarası olmayan şifacı olamaz çünkü gerçek iyileştirici güç yaranın kendisinden gelir. Yalnızca yaralanmış hekimler iyi edebilir.”

Bir insanı anlamanın en iyi yolu onunla benzer yaşantıları deneyimlemektir. Aldığım eğitimle birlikte hayatımda deneyimlediğim olaylar bu işi yaparken kullandığım güçlü yanlarımdır.Bireylerin sorunları ailenin yaşadığı sorunlara dönüşme eşiğinde ise, aile danışmanlarına ihtiyaç olabilir çünkü aile üyelerinden herhangi birinin yaşadığı problem diğer aile bireylerini de etkiler. İlişkiler bağlamında sorunları olan bireylerin;arkadaşlık, evlilik, ayrılık ve boşanma sırasında, çocuklarla ve aile ile ilgili bireysel ya da bireyler arası sorunların üstesinden gelmelerine yardımcı olunmaktadır. Aile danışmanlığı, ilişkilerin temelini oluşturan, duygu yönetimi  ile iletişime dayalı sorunlarla ilgilenerek çözüm için yol göstermeyi hedeflemektedir.Bu demek değildir ki ayrılma aşamasında olan bir çifti evlilik birliğinin devamını sağlamaya ikna etmek! Bazen boşanabilmek büyük bir başarıdır. Aile danışmanına da gitti yine de boşandı gibi cümleler aslında bireylere yapılan haksız bir yorumdur. Burada önemli olan çifti bireysel ve çift olarak değerlendirip hayatlarını daha kaliteli hale getirmeye yardımcı olabilmektir.

Yetkinlik alanlarınızdan biri olan öğrenci danışmanlığından bahsedecek olursak, size başvuran öğrenci danışanlarınıza ilk etapta ne gibi yönlendirmelerde bulunuyorsunuz? Bu süreç nasıl işliyor? Dinlemek isteriz.

Öncelikle veli ve öğrencinin beklentisini birbirinden ayırarak danışmanlık hizmetine başlıyorum. Öğrencim kendini tanıyor mu, ne istediğini biliyor mu, hayelleri kendisine mi ait, bu yol kendi yolu mu? Bunu çeşitli test,envanterler ve danışmanlık süreci ile tespit ettikten sonra öğrencimizin ihtiyacına yönelik; okula uyum, ailevi ilişkiler, sınav kaygısı, stres bozukluğu, akademik ve sosyal ivmesiyle ilgili çalışıyorum. Bilhassa 8. ve 12.sınıflarımızda adım adım sınava nasıl hazırlanmaları gerektiği ve motivasyonu düştüğünde kaldığı yerden en verimli şekilde nasıl devam edeceği gibi konularda destek sağlıyorum.

Pandemi döneminde öğrencilerin de varolan tüm düzeni ve alışkanlıkları değişti. Bu dönemde motivasyonlarını korumaları için verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?

Harika bir soru gerçekten teşekkür ederim çünkü böyle bir süreçte hem velilere hem öğrencilere öncelikle umutlu olmalarını sağlamamız gerektiğini düşünüyorum. Evet çok kolay bir süreç değil ama geleceğe dair hayallerini sürdürmeleri bu süreci hafifletecektir.

Yaşa bağlı umuda tutunma oranları değişiklik göstermekle birlikte evde fiziksel aktivite yapan öğrencilerin daha umut dolu, mutlu ve neşeli oldukları gözlemlenmiştir.Ortaokul ve lise kademesindeki öğrenciler bu süreci farklı yöntemlerle atlatmaya çalışıyorlar. Ortaokul öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu süreci olumlu duygular ile geçirirken lise öğrencilerinde ise isyan, korku, kızgınlık gibi olumsuz duygular daha yüksek seviyede.

Gerçek olan şu ki bu süreçte öğrenciler zaman zaman bunalabilirler, sıkılabilirler. Olaya biraz çözüm odaklı bakış açısı katmamız lazım. Hatta zaman zaman öğrencilerin canının sıkılmasına izin vermemiz de lazım. Bu süreci onların nasıl çözümlemeyebileceğini gözlemlemek ve onların kendi başlarına kendilerini yönetme becersini kazandırmamız gerekir.

Biraz da aile dizimi çalışmanızdan bahsedelim. Aile dizimi kişiye ne gibi faydalar sağlar?

Aile dizimi bana göre her insanın ömründe bir kez yaptırması gereken müthiş bir bilinçaltı çalışmasıdır. Ben terapi ve dizimi birleştirdiğim için aile dizimine gelen danışanlarım mutlak bir fayda sağlayabiliyorlar. Şimdi aile dizimini size anlatmak isterim.

Aile dizimi:Alman Psikoterapist Bert Hellinger’ın ortaya attığı bir kavramdır ve bireyin iç dünyasını aile sistemi içerisinde anlamlandırmasına olanak sağlayan bir bilinçaltı terapi sürecidir.

Yaşamda ve ilişkilerde bizi yönlendiren, kimlere ne tür bağlılık geliştirdiğimizi, kimi taklit ettiğimizi, kimin acısını yaşadığımızı, kimin yükünü taşıdığımızı bu dizimle görebiliyoruz. Zaman zaman tıkandığımız,zorlandığımız durumda bize taze bir bakış açısı, farklı bir anlayış kazandıran, sevgiyle ve kabulle hayatta kendi konumumuzu görmemizi sağlayan çok etkili ve güçlü bir tekniktir. Bireysel ve gruplar halinde yapılıyor. Ben nacizane bireyselin daha etkili olduğunu düşünmekteyim.

Anlayış Eken Anlaşılmayı Biçer" isimli bir köşe yazınızı okumuştum. Bu yazınızı biraz da okuyucularımız için açmak isterim. Daha bireyselleştiğimiz bu süreçte sizce ilişkilerimiz nasıl etkilendi? Okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Yazımda vurgulamak istediğim nokta, kendimizi hoşgörüyle olduğumuz gibi kabul etmek.

Kendimizi bulma arayışında olmak hayatın en önemli süreçlerinden bir tanesidir.

Hepimiz bu dünyadaki varlığımızın neye hizmet ettiğini, iç sesimizle konuşarak çözüme kavuşturmaya çalışmalıyız. Anlayabilen ve kendi benliğini fark edenlere ne mutlu!

Özellikle ergenlik döneminde beyin çok aktif bir şekilde kendimize yönelik hep bir sorgulama içerisindedir.Örneğin; anne, babamızı sorgularız. Yaşadığımız evi, arkadaş çevremizi, coğrafyamızı, dilimizi, ülkemizi tüm dinamiklerini gözden geçiririz. Bu sorgulama durumunu bastırmak yerine kitaplar ve araştırmalarla desteklenirse işte o zaman insanın anlam bulma arayışı da gülen gözlerle ve az önce bahsettiğim gibi kendimizi kabulle sonuçlanır.

İnsan hem anlamak hem de anlaşılmak isteyen bir varlıktır. Bizi biricik kılan ve iletişim kazalarını önleyen şey de bu karşılıklı ihtiyaçta gizlidir. Kendimizi tanıyıp anlamadan başkasını nasıl anlayabiliriz ki?

Havada asılı kalmış cümleler, zamanla olgunlaşıp kemale erer. Mesela; elin ocağa değse ya da bir şey yudumlarken yanlışlıkla ağzın yansa, beden hemen reaksiyon gösterir ve canın yanar. Orada canının yanması bir sinyaldir. Bedenin konuşuyor seninle;  “zarar görüyorsun kendini koru’’ diyor. Ani gelişen fiziksel bir acıda kendimizi koruma içgüdüsü karşı konulamaz bir hal alıyor. Psikolojik bir acı karşısında ise bu içgüdü daha dirençli oluyor ve susturulması daha kolay oluyor. Peki, susturulunca o acı oradan ayrılıyor mu? Ayrılmıyor ama şekil değiştiriyor. Nasıl mı? Fizyolojik gerekçelerler açıklayamadığımız mide ağrısı,baş ağrısı,boyun ağrısı,omuz ağrısı,uyuşmalar ile ben buradayım diyor.

Pandemi döneminde online olarak danışmanlık hizmeti vermeye devam ediyor musunuz? Sizden bu süreci de dinlemek isteriz.

Online süreçte ben çok seçici olmak gerektiğini düşünüyorum. Bazı problemlere online değil de yüz yüze olarak çözüme kavuşabileceğine inanıyorum. Öğrenci ve bireysel danışmanlıkları sağlıklı bir şekilde online yürütebilirken, aile dizimini ya da okb tanılı bir danışanı yüz yüze görmek isterim. O yüzden kendimi ve karşımdaki insanların beklentisine yönelik hareket ediyorum.

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz?

Sabah gözlerinizi açtığınızda o günün yeni bir farkındalık, yeni bir başlangıç, taze bir gün olduğunu hatırlayın. İnandığınız her şeye sıkı sıkı tutunun ve yorulduğunuzda vazgeçmeyin, ara verin.