ARAT: “MÜZİĞİN HER TÜRÜ BENİM İÇİN AYRI ANLAM İFADE EDER”

Yiğit Arat kimdir?

Yiğit Arat söz yazarı, besteci ve şarkıcıdır. Egeli olmasının avantajını; deniz, kum ve güneşe nazır yazdığı sözler ve bestelediği şarkılarla değerlendirmiş, söz ve müziği kendisine ait olan “Son Veda” şarkısıyla müzik listelerinde yerini bulmuştur. Birçok sanatçıya söz ve beste satışı yapmıştır. İstanbul Üniversitesi Müzikal ve Haliç Üniversitesi Opera bölümünden mezun olmuştur. Birçok müzikalde oyunculuk yapmış, birçok müzikal ve tiyatro eseri yazmıştır. Sinema ve tiyatro oyunculuğuna ve yeni şarkılar için hazırlıklarına devam etmektedir.

Hakan Kabil ile ortak çalışmanız olan Son Veda pop müzik alanında bir eser. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı ve Haliç Üniversitesi Opera eğitimlerinizden sonra pop müzikle ilgilenmeye nasıl karar verdiniz? Operanın Türkiye’de biraz da anlaşılmamaktan kaynaklanan konumunun sizin operayla ilerlememenizde bir etkisi var mı?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki müziğin her türü benim için ayrı anlam ifade eder. Klasik bir yengeç burcu gibi sabah uyandığımda geçmişi özlüyorsam arabeskle güne başlayabilirim. Ya da gün batımında Sebastian Bach dinleyip gecesinde pop müzikle dans edebilirim. Ben şarkılarımı yazarken sözün beni götürdüğü müziği besteliyorum. Önemli olan bana verdiği hissiyat. Eski kız arkadaşımla yaptığım bir motosiklet yolculuğu bende bıcır bıcır bir şey uyandırıyor. Bunun altyapısını ona göre hazırlıyorum. Her anı güzeldir. Özlemek de güzeldir. Birlikteyken bir olmak güzel, ayrılınca bir kalmak özeldir benim için… Beni besler.

Operaya gelecek olursak evet opera benim için çok özel. Ne zaman gerilsem klasik müzik açıyor ve sakinleşiyorum. Düşünürken arka fonda klasik müzik olmasını çok seviyorum. Müzik hayatım üniversitede başlamadı. İlkokul yıllarımda gitar ve piyano dersi almaya başladım. İlk şarkılarımı o zaman yazmıştım. Tabii şimdi okuyunca bağırarak gülüyorum. Hayatımın her döneminde müzik olmuştu. Üniversitede aldığım eğitim de müzik hayatımın bir parçasıydı. Tabii en önemli parçası diyebilirim. Doğru şan tekniğiyle şarkı söylemek, nota okumayı öğrenmek, kafamdaki melodiyi kağıtlara aktarabilmek hayatımı çok ileri seviyeye taşıdı. Müzik genel anlamda bir yaşam zaten. Opera denizse güneş pop müzik, ormanlar rock, topraklar arabesk vs. Yani aslında bir dünya müzik. Bunun bir parçasının eğitimini aldım. Hem de çok değerli eğitmenlerle çalıştım. Sadece tek bir yoldan değil benim kendimi dünyayı keşfetmeye adamam. İçimden ne gelirse piyanoda o notaya dokundum. Son Veda da yaptığım şarkılar arasından vitrine çıkan ilk şarkım oldu.

Son Veda’nın yolculuğunu sizden dinlemek isteriz. Sizin için nasıl bir süreçti? Son Veda sizin için ne anlam ifade ediyor?

‌Son Veda benim ilk göz ağrım. İlk aşk nasılsa ilk nefes nasılsa Son Veda benim için öyle. Kayıtları, klibi, sözleşmeleri, düzenlemeleri benim için hala hayal niteliğinde. Yengeç burcu olduğumu dile getirmiştim. Âşık olmayı aşk yaşamayı seviyorum. Aşkın güzel yönlerini olduğu gibi acı tarafını da seviyorum. Son Veda benim için bir ayrılık sonrası şarkısıydı. Üzüldüğüm zamanlarda ağlamak yerine kalemime sarılıyorum.  Şarkının vitrine çıkması 3 senemizi aldı. Yolum Hakan Kabil ile kesişti. Şarkıyı ilk dinlediğinde Hakan'ın stüdyosundaydık. İlk heyecanını size anlatamam.  Gözleri kocaman olup bu şarkıda birlikte olmamız gerektiğini söylemişti. Öyle de oldu. Kendisi gündemi çok iyi takip eden ve batı düşünceleri olan bir aranjör.  Onun da dokunduğu ilk şarkı olduğu için o kadar titiz davrandı ki. Adım adım ilerledik. Her gün şarkının üstüne bir şey koyduk. Eser Taşkıran, İsmail Soyberk, Ergün Şenlendirici, Ufuk Kevser, Emre Kral ve ismini sayamadığım birçok sanatçı şarkıya dokundukça şarkı büyüdü. 3 sene az zaman değil. Resmen bebek büyütür gibi büyüttük. Hakan ile tamam dediğimiz gün Behzat Uygur ile bir araya geldik. Bebeğimiz müzikseverlerle buluştu.

Son Veda’nın klibinde tiyatro, film ve dizi dünyasından tanıdığımız başarılı sanatçı Behzat Uygur ile çalıştınız. Sizce bu klibin sinematografik yanını nasıl etkiledi? Siz eser-klip uyumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Behzat Uygur’un bakış açısı ve sanatıyla ilgili yorum yapmaya gerek yok. Yaptığı çekimler, klipler, eserlerle kendini yalnız Türkiye'ye değil tüm dünyaya kanıtlamış bir sanatçı. Behzat bana hayalimi yaşattı. Ona klip konusunda hiçbir etkilemede bulunmadım. İlk görüşmemizde motosikletimle yanına gitmiştim. Aktif bir motosiklet sürücüsüyüm. Behzat beni motorla görünce klibi kafasında direkt oturttu. Klibimde kendimden çok uzak biri olmayan bir motosiklet tamircisini canlandırdım.  Klibin çekim esnasında tam gözümde canlandıramadığım bir sürü yer oldu. Ama Behzat’ın dokunuşuyla ağzım açık izlediğim bir müzik klibi ortaya çıktı. 3 gün süren çekimlerde yağmur mu yemedik, uykusuzluk mu çekmedik, elektriksiz mi kalmadık… Ama sonunda mükemmel bir iş çıktı. Enerjisi yüksek bir yönetmenle çalışmak bütün zorlukların üstünden geldi bizim için. Bakalım belki yeni şarkıda kameranın başında yine Behzat Uygur olur. Sürpriz olsun.

Müzik, kabul gören yedi sanat dalından biri. Siz müzik alanından biri olarak müziğin diğer sanatlarla ilişkisini nasıl yorumlarsınız? 

Ses insanlığın doğuşundan beri var olan bir materyal. İlk çağda kamışlarla yaptıkları hayvan sesleri çıkaran enstrümanlarla avlanan insanlık hayatı boyunca müziğin içindeydi aslında. Zaman ilerledikçe seslerin uyumu ortaya çıktı. Bunlar da şarkıları oluşturdu.  Kimi yan yana gelen sesler psikolojiyi iyi etkilerken kimi sesler de korku ve öfke yarattı insanlarda. Artık bilimsel bir gerçek var, klasik müzikle yoğun bakımda olan hastalar tedavi ediliyor. İnsanlar gece kulüplerine gittiğinde çalan şarkılarla eğlencenin doruğuna ulaşıyorlar. Müzik önemli... Hayatın her anında var. Ki ses ve koku insan zihni için kalıcı etkiler bırakıyor. Unutulmuyor. O yüzden bütün reklamların altında betimleyici müzikleri var. Sanatın her türüne ilgiliyim ve hepsi birbirini destekleyen dallar. Bir ressamın resmini incelerken müzik eşliğinde incelemek içine alıyor beni. Bir balerin sahnedeyken müzikle içine giriyorum sahnenin. Sinemaya gittiğimde yaylı sesleri olan korkunç bir sahnede tüylerim diken diken oluyor. Müzik her yerde, sonu gelmeyecek bir alan. Ve hepsi birbirinin içinde...

TV8’de yayınlanan Rising Star’ın ilk sezonunda finale kalmıştınız. Sizin müzik hayatınızda nasıl bir yeri oldu yarışmanın? Rising Star ve türevi ses yarışmaları genç müzisyenlerin kariyer inşasında nasıl bir rol oynuyor?

Artık kaset dönemi bitti. Teknoloji çağıyla her şey sosyal mecralarda dinleyiciyi buluyor. Sayın Acun Ilıcalı Türkiye'de birçok sanatçıya ve sanatsevere olanak sağladı, sağlamaya devam ediyor.  Sanat camiasında ne kadar çok tanınırsan o kadar yüksek bütçeler ve popülerlik sağlayabiliyorsun.  Binlerce kişinin izlediği yarışmalarda yer almak da reklam yapmanın en güzel yolu. Bir bölüm bile ekranda olan arkadaşlar ilçelerine döndükleri zaman sahne bütçelerinin arttığını gördüler. Ne güzel bir olanak. Dinleyici artıyor bütçeler artıyor... Ben yarışmada şanslı ve hazırdım. Acun Medya çalışanları ve sayın Acun Ilıcalı çok kibar ve içtenlerdi. Yayına hazırlık ve yayın sonrasında hep yanımızda oldular. Tekrar onlara da teşekkür ediyorum. Buradaki tek sorun yarışmada yakalanan popülaritenin zaman içinde sönmesi. Ben finale kaldım, üçüncülükle yarışmayı tamamladım. Binlerce kişi beni tanıdı, müziğime kulak verdi. Ama daha sonrasında vitrine koyabilecek bir eseriniz yoksa unutulmak an meselesi oluyor. İlk ay “Aa Yiğit Arat biz sizi tanıyoruz.” diyen kişiler, üçüncü ay “Biz sizi bir yerden hatırlıyoruz.” a dönüyor. Altıncı ay ben hatırlatırsam tanıyorlar. Yarışmaya çıkacak arkadaşlara önerim aktif olmaları. Yarışmaya katılıp kendinizi gösterin. İnsanların sizi tanımasına fırsat verin. Ama tanıdıkları an elinizde ne varsa vitrine çıkartın. Şansınızı boşa harcamamış olursunuz.

Çeşitli canlı müzik deneyimleriniz var. Siz sahneden bir gözle, dinleyicinin canlı müzikteki rolünü nasıl yorumlarsınız? Dinleyici kitlesinin sosyokültürel yapısı ve enerjisi sahneye, sahnedekilere nasıl yansıyor?

Bir ressam için sessiz ve sakin bir ortam ne kadar önemliyse bizim için de sahne, ses sistemi ve dinleyici o kadar önemli.  Sayısını hatırlamadığım kadar çok sahneye çıktım. 10 kişilik mekanlarda da 10.000 kişilik konserlerde de yer aldım. Dinleyici çok çok çok önemli bir unsur. Enerji direkt sahneye yansıyor. Ama şuna katılmıyorum: “Seyircinin enerjisi düşüktü sahne kötü geçti!” Geçeceksiniz bunu. Direksiyon her zaman sahnedeki kişide. Sevgilisinden ayrılmış kafa dağıtmaya gelen masa da olacak, ehliyetini yeni almış genç kız da üniversiteden mezun olmuş arkadaş grubu da... Herkesi tek bir şarkıda birleştiremiyorsanız o sahneden inin.  "Sahne" sadece şarkıyı güzel söyleme alanı da değil çünkü. Giyim, sohbet, hitap hatta diksiyon bile önemli. Bir gecenin sonunda ya iyisindir ya da kötü. Ortası yok. Kötü geçtiğini düşündüğüm sahneler oldu. Ama hatamı irdeleyip ona göre gardımı aldım.  "Evet abi insanlar depresyona girmiş gelmiş, alkışı bile zor aldın.” Ee gelenleri depresyondan çıkartmamak kimin suçuydu?

Çok şükür şimdiye kadar çıktığım hiçbir sahneden ve organizatörden olumsuz bir yorum almadım. Hep bir daha davet edildim. Sorunu seyircide değil kendimizde ararsak ilerlememiz daha kolay olur. Hissiyat, deneyim ve yetenek birleşirse sahneden inesi gelmez insanın.

 

Şan eğitimi sesini aktif kullanarak iş yapan birçok daldaki insanı ilgilendiren bir husus. Profesyonel şan eğitiminin ses kontrolündeki rolü nedir? Şan eğitimiyle ortadan kaldırılabilecek pürüzler var mıdır sesin efektif kullanımında?

Günümüzde oyuncuların hepsi şan eğitimine yöneldi. Şan eğitiminin içinde etkili konuşma, diksiyon, doğru nefes alımı ve doğru pozisyonda doğru sesi çıkartmak da var. Yani şan eğitimi bir paket. Sunuculuk yapan çoğu arkadaşıma şan eğitimi verdim. Ki Bodrum Mi Gallery’de hala eğitim veriyorum. Sesinde nodül olan öğrencim de var şiir okumak için eğitim alan da. Tatile giderken rastgele geçilen bir köyde gezilecek yerleri bilmeniz imkânsız. He gezersiniz ama yirmi yer varsa beş tanesini. Ama gitmeden önce araştırırsanız öğrenirseniz zamanı daha verimli geçirirsiniz. Şan eğitimi de öyle. Hangi sektörde olursanız olun şan eğitimi almış kişi kendini belli ediyor.  Müzikle uğraşanlar bir yana; sosyal bir işte olan operatör çalışanı, şirket personeli, satış görevlisinin dahi şan eğitimi almasını öneriyorum.

Gelecek projeleriniz hakkında biraz bilgi verir misiniz? Son Veda gibi pop tarzla mı dinlemeye devam edeceğiz sizi yoksa başka planlarınız var mı?

Artık İstanbul’un karmaşasından kaçıp Bodrum'a taşınanlardanım. Orada yaşlanmak istiyorum. Projelerime Bodrum’da devam ediyorum. Bodrum Straf sahnesinde birçok proje başlattık. Fuat Kılıç Aslan ile Gökşen Ateş, Emre Karayel, Yıldız Asyalı, Ali Akcan ve sayamadığım birbirinden değerli konukları sahnemizde ağırladık. Çekimlerimizi  PopArt prodüksiyon yetkilisi İlker Yasin Solmaz  gerçekleştirdi. Birçok formatla birbirinden eğlenceli ve birbirinden farklı tarzları aynı sahnede birleştirdik. Straf YouTube kanalından bütün sahnelerimizi paylaşıyoruz. Önümüzdeki yaz birbirinden güzel etkinliklerle Straf sahnesinde olacağız. Tüm müzikseverleri  bekliyoruz. Son Veda ise benim deneyim kaynağım oldu. Artı eksi her şeyi gördüm. Hakan Kabil ile olan ortaklığım hala devam ediyor. Hakan altyapı hazırlıyor ben de üzerine sözlerimden uygun olanları oturtuyorum. Çok yakında yeni projelerde olacağız. Aynı zamanda Bodrum’da stüdyomu ve yapım şirketimi kurdum. Yalnız da değilim, büyük şehir karmaşasından kaçmış müzisyenlerle Bodrum’da buluştuk. İsmail Tepe(saksafon), Volkan Özdemir(dj) ve Mehmet Karaköse(davul) ile çalışmalarımız devam ediyor.  Şu pandemi döneminde bol bol üretiyoruz. Yazıyorum da yazıyorum, çalıyoruz da çalıyoruz.  Enstrümanist ve dj ile çalışmak beni çok rahatlatıyor. Ben kabasını hazırlıyorum, onlar detayları düşünüyor. "Sür", "Özledin mi?", "Bir", "İstanbul Olsun", "Gitmem Gerekti" aklıma gelenler şu an. Hepsi hazır yayın gününü bekliyor. Volkan Özdemir, Mehmet Karaköse ve İsmail Tepe aranje koltuğunda, Eser Taşkıran nota kâğıdı başında, PopArt prodüksiyon İlker Yasin Solmaz kameraların başında, Çözün İpleri Sabahın Sahibine Gidiyoruz kitabının yazarı hem de avukatımız Burcu Mutlugil sözleşmelerin başında… Biz hazırız ve bomba gibi geliyoruz. Tüm şarkılar çok yakında dinleyicilerle buluşacak.

 Düzenleyen: Cansel Yıldız