Dünya Süt Günü, sütün insan sağlığı ve beslenmesi açısından önemini vurgulamak ve
toplumsal yaşama katkılarını hatırlatmak amacıyla, 2001 yılında BM Gıda ve Tarım Örgütü
(FAO) tarafından belirlenmiş olup 20 yıldan beri her yıl 1 Haziran’da dünya genelinde çeşitli
etkinliklerle kutlanmaktadır.
Süt; yüksek kalitede protein, yağ, kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin, B5 ve
B 12 vitamini gibi maddeleri içeren sağlıklı beslenme bakımından çok değerli bir üründür.
Kaliteli, sağlıklı ve yeterli süt elde edebilmek için öncelikle sütün kaynağı olan
hayvanların başta brusellozis ve tüberkülozis gibi insan sağlığını da tehdit eden hastalıklardan
korunmaları, sağlıklı ve genetik açıdan verimi yüksek hayvanlar olmaları ve uygun koşullarda
refah içinde bakılmaları gerekmektedir.
Bu çok değerli besin ögesini ulaşılabilir kılmak için; süt işletmelerinin küçük, orta ya
da büyük fark etmeksizin desteklenmesi, süt verimi yüksek ancak ülkemiz iklimine ve bakım
şartlarına da uygun ırkların ve hayvan türlerinin teşvik edilmesi, sütün toplama ve
nakliyesindeki giderlerin azaltılması, süt ürünlerinin de çeşitlendirilerek coğrafi işaretlemelere
ilişkin faaliyetlerin artırılması ve teşvik edilmesi gibi düzenlemelerle sektörün desteklenmesi
gerekmektedir
Son yıllarda, işletmelerde yerli ırk hayvan sayısı azalırken melez ve kültür ırkı hayvan
sayılarının ve işletme büyüklüklerinin artması son derece olumlu olmakla birlikte halen 1-20
baş hayvan bulunan süt işletmeleri, toplam süt işletmelerinin %90’ını oluşturmaktadır. Bu
durum verimliliği önemli ölçüde azaltmaktadır.
Yine doksanlı yıllarda ülkemizde 1.351 kg olan ortalama süt verimi günümüzde yıllık
yaklaşık 3.200 kg’a kadar yükselmiştir. Ancak bu değer halen AB ortalamasının neredeyse
yarısı düzeyinde olup arttırılmasına yönelik çalışmalara hız verilmelidir. Zira bu konu sadece
gıda arzı açısından değil çevre kirliliği ve küresel ısınma açısından da önem taşımaktadır.
Dünya genelinde süt hayvanları yılda yaklaşık 3 gigaton (1 milyar ton) karbondioksit
eşdeğeri emisyon üretmektedir. Bu miktar toplam hayvancılıktan kaynaklanan emisyonun
%40'ını oluşturmaktadır. Süt hayvanlarının oluşturduğu emisyonun %51 ila %67’si enterik
metandır. Atmosferde 200 yıla kadar kalarak küresel ısınmaya neden olan karbondioksit ile
karşılaştırıldığında metan, kısa ömürlü̈ olmasına karşın havaya salındıktan sonra
karbondioksitten 84 kat daha fazla ısı tutabilmektedir.
Bu nedenle, süt hayvanlarının verimliliğini artırarak üretilmesi hedeflenen süt
miktarının daha az süt hayvanı besleyerek üretilmesi iklim üzerindeki olumsuz etkilerin
azaltılması açısından çok önemlidir. Bu noktada kg süt başına oluşan emisyonun azaltılması
için yem kullanım verimliliği, gübre yönetimi ve sürü performansını arttırmaya yönelik
çalışmalar yapılmalıdır.
Süt maliyeti üzerine en etkili faktörlerden birisi yem giderleridir. COVID-19 salgını
sırasında döviz kurlarındaki kontrolsüz artış hayvancılık işletmelerinde dışa bağımlı olan yem
giderlerini arttırmıştır. Hayvancılık işletmelerinin artan yem fiyatlarından korunmasına
yönelik önlemler alınması gerekmektedir.
Ülkemizde mera alanlarının yetersiz olması, meraların verimlilik ve ot kalitesi
özelliğini yitirmesi ve etkin kullanılamamaları süt üretiminde yem giderlerinin süt maliyeti
üzerine etkisinin yüksek olmasının başlıca nedenlerindendir.
Ayrıca yıl boyunca üretimde meydana gelen artış ve azalışa bağlı olarak süt
fiyatlarında yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticilerimizi ve sektörü olumsuz
etkileyebilmektedir.

2

Çiğ süt alımında fiyat istikrarının ve gerekli rekabetin sağlanması açısından Et ve Süt
Kurumu, AOÇ vb. kamu kurum ve kuruluşların daha fazla süt piyasasının içerisinde olması ve
özellikle arz talep dengesinin bozulduğu dönemde süt tozu, tereyağı vb. müdahale alımlarının
devreye girmesi gerekmektedir.
Süt endüstrisi ve süt üreticileri, son yıllarda basın ve yayın organlarında süt ve süt
ürünlerinde taklit ve tağşiş gibi hususların sık sık gündeme gelmesi, yazılı ve görsel basında
konu uzmanları dışındaki kişilerin yanlış bilgi ve beyanları dolayısıyla kamuoyunda zaman
zaman tekrar eden bilgi kirliliğinden ciddi zarar görmektedir.
Süt ve süt ürünlerinin kalitesini belirleyen; hayvan sağlığı, hayvan refahı ve halk
sağlığı hizmetleri, işletme şartları, sağım hijyeni, üretim, işleme, depolama ve pazarlama
aşamaları dikkatle takip edilmeli ve göz ardı edilmemelidir. Bu kapsamda süt ve süt
ürünlerinin Çiftlikten Sofraya geliş sürecine kadarki tüm aşamalarında veteriner hekimler
aktif olarak yer almaktadır ve almalıdır.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, süt ile toplum ve çevre arasında sıkı bir bağ
bulunduğundan dolayı süt hayvancılığı ve süt sektörünün kalkınmasının teşvik edilmesi ile
toplum sağlığının korunması, dengeli beslenme, toplumsal refah ve çevre sağlığı gibi konulara
da katkı sağlanmış olacağına inanıyor, bu vesileyle Dünya Süt Gününü kutluyoruz.