yukselen @ gmail.com

Neler Neler Değişti

Eskiden eskiden dedim ise daha birkaç ay öncesinde vara yoğa konuşurduk çarşı da pazarda, mecliste, dernekte, kahvede ben buradayım diyerekten eften püften.

Şimdi mi ne oldu? Şimdi konuşmaya maske vuruldu, yakından bakmaya, dokunmaya ise kilit.

İyimi yoksa kötümü oldu acaba ? İyi tarafı şu ki; belki daha seçerek, lüzumsuzluğu eleyerek konuşmayı öğreneceğiz, ne konuştuğumuzu tartacağız, nereye nasıl gittiğini hesap edeceğiz belki.

kötü mü olur? Gereksiz yersiz sataşmalar, zaman öldürücü hezeyanlar, aşağılık, incir çekirdeğini doldurmayan mahalle kavgaları azalır belki.

Dokunmak artık olmayacak, ellerimiz hep yanımızda olacak, uzanmayacak, ellemek, karıştırmak yok artık ta ki virüsü hayatımızdan tamamen çıkarıncaya kadar. Gıda için pazarcılar ve gıda satıcıları için ne güzel bir şey.

Gözlerimiz ve duyularımızın bir şeyi seçme neteneği gelişecek belki de kim bilir. O zaman gözümüz bak şu meyve ne kadar tatlı diyecek. Ya da o tatlı meyve kendini satmasını öğrenecek. Olmaz mı pekala olabilir.

Olmayan komşuluklar, birbirlerinin adını sanını bilmeyen, selamlaşmayan apartman sakinleri hepten yüz yüze bakmamaya başladı. Oysa ne güzel bir şeydi gülümseme, verirsiniz bir dilim baklava gibi gülümsemeyi sonrası gelir artık iyi kötü acı tatlı ne varsa. Kaynar kaynar kaynaşırsınız. Komşu olursunuz yani.

Şimdi mi ne oldu ? Şimdi bırakınız gülümsemeyi, yakın komşunun ihtiyaçtan da olsa hatırlandığı imdat edildiği basit hallerde bile mesela “bir tutam tuz istemek” bile tarihe karışmaya hazırlanmakta.

Meşhur “komşu komşunun külüne muhtaçtır” atasözümüz var ya şöyle değişecek “Allah kimseyi komşunun virüsüne muhtaç etmesin”

Hastalıklar azaldı mı ne ? Hani şu bunca hastaneyi geçilmez eden doktoru hemşireyi bıktıran hastalık sahipleri neredeler, insan bi miting falan yapar nasıl dayanılır oldu, bütün hastane kurallarını hiçe sayarak bir an önce doktora ulaşmaya çalışan ve bu arada hızını alamayıp doktora saldıran inlemelere, sızlanmalara.

Eğer hastalıklar böylece kolaylıkla ortadan kalktı ise o zaman kolayı var. Şu hastalığı olanlar hastaneye başvurabilir olarak sınırlayalım hastalıkları. Şimdi yaptığımız sadece Kovit 19’u olanlar gelsin gibi. Ancak yinede bu olgunun bir araştırma konusu edilmesi faydalı olacaktır mutlaka.

Ya düğünler, onlar ne olacak şimdi. Tıklım tıklım salonlar ve içinde kendini kaybedercesine danslar tepinmeler ya da halaylar. Kirli terli ellerle önüne gelen her şeyi tıkınmalar. Böyle olacağına bir resmi dini nikahla doğruca kendi evine kardeşim balayı mal ayıda yok artık. Bu kuralı biz koymadık virüs böyle istiyor kardeşim.

İşte burası içler acısı gençler ve çocukları; sosyal medya, ahlaksız filmler, şov canavarları, hani boşaltmak zorunda kaldığımız hapishanelere tıktı maalesef. Eğer yeterli, zamanında ve etkili çözüm buluna massa kaybımızın çok büyük olacağı kesin.

Aynı gemiyi paylaştığımız; kimsesizler, vatansızlar, eyyamcılar, uyuşturucu müptelaları ve ortada seken kurşun gibi dolaşan alkolcüler ne olacak! Bunlar da gündemimize oturmalı.

Ve bunlara köklü çözümlere acilen bulunmalı. Hani sosyal devlet diyoruz ya o hesaptan.

Değişen yaşama biçim misallerini artırmak pekala mümkün şimdilik bunlarla yetindik.

Sözün özü şu; virüs adında bir canlı yayıldı ve tabir caizse bize hükmetmeye başladı, ondan korunmak için iyi şeyler de yapmaya başladıksa da binlerce ölüm gibi olumsuz sonuçlara da maruz kaldık.

Acaba neden! bütün suç virüsün mü? Bunun enine boyuna incelenerek doğru kanıya varıldıktan sonra gerekli tedbirler alınmadığı sürece biz daha çok afetler yaşarız. Allah korusun.