baskentpostasi @ gmail.com

 Değerli okurlarım;
Bir takım devlet ve siyaset büyüklerimizin ve de aydın geçinen bazı kimselerin, kendileri gibi düşünmeyen siyasileri, gazetecileri ve aydınlarımızı küçümseyerek itibarsızlaştırmak için çok kullandıkları sözler vardır. İşte onlardan bazıları; “Bunlar dünyanın gidişatını okuyamıyorlar. Yeni dünya düzeninden habersizler. Dünya küreselleşiyor. Küreselleşen ve değişen yeni dünyada onların fikirlerine yer yok…” gibi cümlelerdir.O halde küreselleşmenin ne olduğunu, kimlerin işine yaradığını mercek altına almakta fayda vardır.
Bazıları küreselleşmeyi; “Ticari malların rahat dolaşımı, refahın ve özgürlüğün yayılması olarak açıklasa da gerçekte böyle olmadığı görülmüştür. Küreselleşme; küresel devlerin stratejik hedeflerine hizmet etmekten başka bir şey değildir. Her alanda bağımsızlığını kaybeden iktidarlar bunun adına “küreselleşme” koyuyorlar.
“Küreselleşme”; millet denilen varlığın çözülmesi, devletin üniter yapısının ortadan kalkması anlamına gelmektedir. SSCB döneminde komünizm çökmeden önce, “Devletlerarası sınırlar kalkacak, milletlerin yerini halklar alacak, dünyada barış ortamı olacak…” propagandası yapılırdı. Bugün yapılmak istenen bundan farklı değildir. Komünizm Rus ve Çin emperyalizminin sömürü aracı idi, küreselleşme de Amerika ve yandaşlarının sömürü aracından başka bir şey değildir.
Küresel güçlerin dünyanın hakimi olarak kalmak için, problemsiz bir sömürü düzenine ihtiyaç duyulmaktadır. ABD ve yönetiminde etkin olan küresel güçler, komünist bloğun çökmesinin ardından “küreselleşme” atağını başlattılar. Bunun için milletlerin çözülüp yok edilmesi, devletlerinin üniter yapısının zayıflatılması gerekiyor.
Ülkemizde, “Dünya küçüldü. Ekonomik olarak iç içe geçti. Neredeyse devletlerarası sınırlar kalkacak…” gibi yazılar yazanlar, sözler söyleyenler hiç de az değildir. Bir çok vakıf ve sivil toplum örgütleri, küreselleşmeci yabancı vakıf ve STK’larla işbirliği halinde, kendilerini yöneten ve yönlendiren ülkelerin silahlı kuvvetlerinin ve casuslarının yapamayacakları alanlarda hizmet sunmaya, dolayısıyla devletimize yönelik çok yönlü vatana ihanet suçunu işlemeye devam ediyorlar.
Anadolu’da kurulan devletlerin hakim unsuru olan Türk milleti 36 etnik gruba ayrılıyor. Türklük bir etnik grup olarak takdim ediliyor. Milletimizi Türklükten uzaklaştırmak için elden gelen her şey yapılıyor. Türkler bile Türk olmaktan imtina eder hale getirildiler. Bu gün Türk milletinin; tarihi mensubiyeti, milli heyecanı, kurucu iradesi ve bekası tartışmaya açılmıştır. Daha önce masonların gizlice, komünistlerin aşikar yapmaya çalıştığı bu öldürücü propaganda; emperyalist bir strateji olarak, hem de devlet ve millet içinde önemli kaleleri eline geçirmişleri de yanına alıp, karşımıza dikerek, zehirli oklarıyla saldırılarına devam ediyorlar.
Yeni dünya düzeninden maksat nedir? Hatırlamaya çalışalım: “Sınırlar, gümrük duvarları olabildiğince gevşetilecek, küresel sermayenin hareket kabiliyeti artırılacak, Devletçiliğe yer verilmeyecek. Milli kaygılar, ülküler ve beka söylemleri aşağı çekilecek. İsrail, ABD, İngiltere ve bazı AB ülkelerini yöneten ve yönlendiren küresel sermaye rahat edecek, rahatsızlık verme ihtimali olan yapılar çökertilecek. Böylece, sadece vergi toplayan ve ticareti geliştiren ikinci sınıf devletler meydana getirilecek. Bu devletlerin sayesinde büyük tröstlerin kasalarına oluk oluk paralar akıtılacak…”
Yeni dünya düzeninde siyasi, askeri ve ekonomik yönden güçlü bir Türkiye’ye yer yoktur. Millet olma vasfını kaybetmiş halk yığınlarından, ülkesini koruyamayacak duruma düşmüş cılız bir ordudan, üreten değil, sömürgeci ülkelerin ürettiğini tüketen bir pazar ekonomisinden, şahsiyetli bir dış politika izleyen değil, kendilerine itaatin de ötesinde biat kültüründen ibaret bir Türkiye istenmektedir.
ABD’nin eski dışişleri bakanının açıkladığı, içinde Türkiye’nin de bulunduğu 22 ülkenin sınırlarının değişeceği Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında yürürlüğe konan, kardeşi kardeşe kırdıran “Arap baharı” ve ülkemizde uygulanmak istenen bazı politikalar yeni dünya düzenine hizmet etmektedir.
Kısaca; “Yeni dünya Düzeni”, küresel sermayenin önünü tamamen açarak dünyanın tek hakim gücü haline getirme projesidir. Joe Biden’in ABD Başkanlığına seçilmesi ile yeni dünya düzeni oluşturma çalışmaları malesef hız kazanmıştır. Hem de dünya barışını tehlikeye atacak şekilde. Kurulmak istenen yeni dünya düzeni için, yeni bir dünya savaşının ayak seslerini duyar gibiyim.