baskentpostasi @ gmail.com

Moskova “sıcak denizlere inmek” için üç silahı Karadeniz’in kuzeyinde Kafkasya ve Balkanlar’da uzun süredir kullanıyor: “askeri güç”, “Slavlaştırma”, “Hristiyanlaştırma”. “Ayıdan post, Moskof’tan dost olmaz” sözünün kaynağı bu emperyal hayallerdir.

“Gerileyen Bizans İmparatorluğu’nun siyasal zayıflığına karşın, yıkılıp gitmesi büyük bir boşluk bırakmıştı, bu da başkalarının Bizans’ın değişik yönlerini sahiplenmeye başlamasıyla çabucak doldu:

*Bizans’ın klasik Antik Çağ koruyuculuğu Batı’ya geçti;

*Osmanlılar emperyal kaderini devraldı;

*Siyasal ideolojisini yeniden biçimlendirmek de Ruslara kaldı.”

Michael Angold, “Kostantiniye 1453”[1]

Yeni Roma:

Bütün yollar Roma'ya Çıkar! “Omnibus viis Romam pervenitur” “All roads lead to Rome”

Bu Roma en azından 330 yılından beridir İstanbul. 

Tüm Romanın tek başkenti olduğunda henüz Roma ikiye ayrılmamıştı.

Ayrıca deyim ilk orta çağda tespit edildiğine göre Bütün yollar İstanbul’a çıkar.

Kurucusu Konstantin’in adlandırması ile Yeni Roma. İstanbul oluncaya kadar Konstantinopolis olarak kaldı. Yeni Roma aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’ten sonra Osmanlı Devlet-i Alisi için de kullanıldı.  Zira Roma’nın imparatorluk kaderi Büyük Osmanlı Devleti’ne geçmişti.

Siyasal İdeolojisini Ortodoks Ruslar, Klasik Antik Çağ felsefe mirasını da Batılılar sahiplenmişti.

Moskova kendini III: Roma olarak adlandırdı ama tutmadı.

Büyük Türk Devleti yıkılınca Yeni Roma’nın eski mirası yeniden paylaşıma açıldı.

Osmanlı’ya geçen emperyal miras Batı ve Rusya arasında paylaşılmak istendi.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşları bu mirasın kavgasıydı.

21.Yüzyıl Barış Yüzyılı Olacaktı:

Yirminci yüzyıl başında ve ortasında iki ayrı Dünya savaşı bu miras yüzünden yaşandı.

Bizim nesil bu felaketlerden ders almış bir Dünya var, 21. Yüzyıl barış yüzyılı olacak diyordu.

Bu medeniyet seviyesinde artık savaş olmaz.

Ama öyle olmadı.

Sırp Slavları Bosna’da soykırım yaptı. Batı sessiz kaldı.

Kosova bu soykırımdan tavizlerle kurtuldu.

Bill Clinton Demokratları Bosna da yarım kalan, Kosova’da ise muhtemel bir soykırımı önledi.

Bu 21. Yüzyılın Barış Asrı olmayacağına işaret ediyordu.

Nitekim Avrupa’da önlenen bir buçuk soykırıma rağmen, ABD Afganistan ve Irak’ta, Libya ve Suriye’de işgallerin ya baş aktörü ya da sessiz seyircisi oldu.

Karadeniz’in Kuzeyi ve Ukrayna

Karadeniz’in kuzey havzasında önce tek bir etnik grup olmayan ve Doğu da Saka diye adlandırılan İskit konfederasyonu ortaya çıktı.

Bu dönem 2500 yıl sürdü.  

Proto Türk dönemi Cengiz Han dönemi gibi Karadeniz’in kuzeyi ve Doğu Avrupa’yı kapsadı.

“İskitlerden sonra görülen bütün kavimler uzunca bir süre İskitler olarak adlandırılacaktır. Hun ve Türk ifadeleri de, onları andıran takipçileri için kullanılmıştır. … İskitler; süvari devrimini başlatan, Karadeniz’in kuzeyinden Orta Avrupa’ya ulaşan bütük bir kabile olarak ortaya çıkmışlardır. Atlı savaşçıların ilk örnekleridirler.”[2]

Gotları Batıya süren Attila ve Avrupa Hun Devleti, Sabarlar, Avarlar, Bulgarlar, Romalılar, Hazarlar, Alanlar, Başkırtlar, Peçenekler, Uzlar, Kumanlar-Kıpçaklar, Varyaglar, Altın Ordu, Kırım Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu ve Tatarlar  tarih boyunca Rusları Karadeniz ve kısmen  Ukrayna Coğrafyasından uzak tutmuştur.

Nitekim “XIII. yüzyılın ortalarından XV. yüzyılın sonuna kadar Tatar boyunduruğu altında kalan Rus toplumu, Kilise'nin yönlendirmesiyle, zengin geleneklere sahip bir topluma dönüştü.[3]”

Karadeniz ve Ruslar:

Dr. Fazla (2022) “Tsar’grad (İstanbul), Rusya için daima çekici bir merkez olmuştur. Bu çekici merkezin yolu, Karadeniz’in kuzeyini ellerinde bulunduran çeşitli Türk kavimleri veya Devletleri tarafından uzun bir zaman içinde Ruslara kapalı tutulmuştur.”[4] demektedir. 

Yine O’na göre ““sıcak denizlere inmek” hedefine odaklanan Rus Çarı I. Petro, 1696 ‘da Karadeniz’in kilidi sayılan Azak kalesini ele geçirerek Karadeniz sahillerine tarihte ilk defa ulaşmışlar ve sıcak denizle tanışmışlardır.”

Bundan önce Karadeniz’de Rus yoktur.

Yeni Romanın mirası, Fetih ile birlikte yukarıdaki gibi Batı-Türk-Rus paylaşımına konu oldu.

Bu eski miras ilk defa bundan 169 yıl önce yeniden paylaşılmak istendi.

İdeoloji emperyal gücü de istiyordu:

“Rusya, Osmanlı Devleti'ne bir ittifak teklifinde bulundu ve bu devletin sınırları içinde yaşayan Ortodoksların koruyuculuğunun Rusya'ya bırakılmasını önerdi. Osmanlı Devleti Rus isteklerini reddetti.”[5]

Kırım Savaşı:

Ve Kırım Savaşı patladı. 1853.

Batı, Yeni Romanın eski mirasının ikisini birden Rusya’ya vermedi.

Zira Katolikliği ve Protestanlığı nedeniyle sahiplenemeyeceği Ortodoks ideoloji dışındakini kendi alamaz ise Rusya ya da bırakmak istemiyordu.

1856 bunu belgeledi.

Batı ile Osmanlı ittifakı kazanmıştı.

Denge zedelendi ama bozulmadı.

Ukrayna’nın Etnik Kökeni

Bundan 15-20 yıl önce bir vesile konuştuğumuz Ukrayna’nın Avusturya nezdindeki büyükelçisi Sn. Volodymyr Yelchenko’ya sormuştum: “Ukraynalılar Rus mu?” diye.

“Hayır” demişti. “Biz Varyak (Viking), Slav, Türk (Hazar, Peçenek, Kuman-Kıpçak, Hun-Oğur, Tatar) ve hatta Pers-Arap karışımıyız”

Rusçada Kazaki, İngilizcede Cossacks olarak geçen savaşçı Kozaklara Türkçede Kazaklar da denilmektedir ve Türkçe den gelen sözcüğün iki anlamı kesindir: “özgür kişi” ve “savaşçı”.

Cossacks ya da “Kazak bilimi” adlı kuramın temsilcilerine göre ise Kozaklar ayrı bir etnostur. Turan, İskit, Meoto- Slav, Alan ve diğer kabilelerin karışımından oluşmuştur (Gubarev, 1968: 228)… Hristiyan Hazar ve Ortodoks Kıpçaklar ’da bu etnos’un oluşumunda yer alır.”[6]  “Rus’u kazısan altından Tatar çıkar”[7]. Kaldı ki, Karadeniz’in kuzey kıyıları, Trak, İskit, Kimmer, Uz, Hazar, Bolkar, Alan, Peçenek, Kıpçak, Tatar-Moğol, Timur yurdu.  “Ukraynalıyı kazısan altından Türk çıkar” [8]

Çoğu zaman Ruslar için savaştıklarından Rus kazakları diye adlandırılan grup bugün Ukrayna’nın en sert direnişçileri…   Slavlaşmayı reddediyorlar.

Moskova’nın Ukrayna’yı İşgali

Moskova “sıcak denizlere inmek”[9] için üç silahı Karadeniz’in kuzeyinde Kafkasya ve Balkanlar’da uzun süredir kullanıyor: “askeri güç”, “Slavlaştırma”, “Hristiyanlaştırma”.

“Ayıdan post, Moskof’tan dost olmaz” sözünün kaynağı bu emperyal hayallerdir.

İlginçtir Türk halkının en iyi anlaştığı halklardan biri de Ruslardır. Bu nedenle Rus’tan dost olmaz dememiştir. Dost olmayan Rus yayılmacılığı ve asimilasyonuydu.

Moskova Ukrayna’yı tam da bu yüzden işgal etti: azalan nüfusu, asimilasyon ve işgal ile artırmak. Yoksa dünyanın sekizde biri nüfusu 140 milyona düşen Rusya halklarına fazlasıyla yeter.

Yeni Roma’nın Emperyal ve İdeolojik Mirası Yeniden mi Paylaşılıyor?

Bizans’ın klasik Antik Çağ koruyuculuğunu alan Batı Osmanlılara kalan emperyal kaderini de bir ölçüde devraldı. 

Yeni Roma’nın Siyasal ideolojisini yeniden biçimlendiren Ruslar bu durumdan memnun kalmadı. Emperyal mirasa da çökmek istiyor.

Suriye, Gürcistan, Çeçenistan yanında Ukrayna’ya da hâkim olup 3. Romanın başkentini Yeni Roma da görmek Moskoflaşmanın Nirvana’sı.

Bu Moskoflaşmanın ekonomik bedeli ne olur bilinmez ama “Dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olmak da var”.

Yeni Roma: Ekümenopolis, Ucu Olmayan Şehir

Konstantinopolis ekümenik patriği Yeni Roma Başpiskoposluğu ve primus inter pares -eşitlerin birincisi olarak sunulmaktadır. Dahası Dünya çapındaki 300 milyon Ortodoks Hristiyan'ın temsilcisi ve manevi lideri olarak kabul edilmektedir.[10] Ukrayna, Karadağ, Hollanda, Yunanistan Ortodoks Kiliseleri İstanbul Fener Rum Patriğine dahil olmak istemektedir. “Kiliselerin cemaatlerini özellikle millî kimlik konusunda yönlendirmesi ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tâbi olan İstanbul'daki Rum Kilisesinin (Fener Rum Patrikhanesi) küresel güçlerce Balkanlarda ve Doğu Avrupa'da inanç cephesi oluşturabilmek (ya da mevcudu kırmak) üzere desteklenmesi[11]” söz konusudur. 

Ancak bu Lozan anlaşmasına aykırıdır. “Ekümeniklik, ne laik Türk Devleti’nin Anayasası ve kanunları ile ne de Lozan Antlaşması ile bağdaşmaktadır.”[12]

Moskova emperyal hayaller kurarken, Yeni Roma’nın ideolojik mirasını da kaybetmek üzere.

Lozan delik deşik olur ve Moskoflaşma sürerse Ruslara “hilafet” ten başka bir şey kalmayacak!...